Sevgili Dostlar
Sevgili Dostlar
Öyle sevinçliyiz ki bu sayıdan ötürü... Hani kendimizi kontrol etmesek, epeyce övüneceğiz kendimizle. Önce Ruh ve Madde, sonra Ruh Dünyası ve en son Sevgi Dünyası adıyla gelişen dergiciliğimizin 50. senesini tamamlamış oluyoruz. Eşine az rastlanan bu durum elbette uzun, çok uzun soluklu bir koşunun ardından dönüp geriye bakmak gibi oldu bizler için. Geçtiğimiz yolları bir kez daha gördük, yaşadıklarımızı yeniden hatırladık. Ve dergimizin bir ansiklopedi, bir ders kitabı serisi gibi nasıl eğitici, öğretici, aydınlatıcı bir fonksiyon yaptığına bir kez daha kanaat getirdik.O yüzden dergilerimizde yayımladığımız yazılardan sizlere bir seçki yapmak istedik. 50 yılın seçkisi tahmin edebileceğiniz gibi çok miktarda oldu. Onları bir sayıda sunmamız mümkün olmadığından üç ayı bir arada, üç sayılık tek bir dergi, "50. Yıl Özel Sayısı" olarak çıkarmaya karar verdik. Yine de seçtiklerimizin hepsini bu özel sayıda sunamıyoruz sonraki aylarda onları yayımlamaya devam edeceğiz.
Her şey gözü pek, yiğit bir insanın, gönlü iyiliklerle dolu, insanları seven birisinin, etrafındaki kendi gibi hayırlıları harekete geçirmesiyle başladı. O günlerde oluşan ivme, verilen hız tüm inişlere, yokuşlara, acı tatlı olaylara rağmen, ayrıca son beş buçuk yıldır onun yokluğuna rağmen bu günlere getirdi bizi. Dr. Refet Kayserilioğlu'nun ve dolayısıyla arkadaşlarının ruhsal yaşamlarındaki değişiklikler, gelişme ve ilerlemeler pek tabii ki, derginin içeriğine de yansıdı. Dergi sanki bu değişikliklere, gelişmelere uyum sağlamak için zaman zaman kabuk değiştirdi ve isim de değiştirdi: Önceleri ruhla ve maddeyle, ruhsal olayların abc'siyle ilgilenirken sonra ruhsal dünyanın içine tamamen girdi ve buradan aldıklarıyla insanlığın tekâmülünü nasıl yükselteceğini öğrenmeye, öğretmeye verdi kendini. En sonunda da sevgi her yönüyle, bütün gücüyle indi hayatına ve her şey bir başka şekle büründü.
O ilk günlerde küçük birer çocuk olanlar, maneviyat denince ne konuşulacağının bilinmediği, ruhlardan bahsetmenin bir tür uçukluk sayıldığı, sevgi denince ilk önce kadın erkek arasındaki sevginin anlaşıldığı ortamlarda bunalıp yana yana arayış içine girenler, daha sonradan bu derginin sıcak kucağında, o satırları defalarca kana kana su içer gibi okuyarak ruhlarını yıkamaya başladılar. Taslar doldu, içildi, tekrar dolduruldu başkalarına da verildi. Öyle günler geldi ki aynı dilden, aynı dertlerden konuşulur oldu. Dergimiz, bizim Dostumuz oldu. Onun 50 yaşı işte bu yüzden çok değerlidir bizler için.
Ruh ve Madde'nin ilk sayısının önsöz fotoğrafıyla başlıyor yazılar. İçerik zor okunduğu için onu yeniden yazdık ve resmin içine yerleştirdik. Aynı durumu Ruh Dünyası ve Sevgi Dünyası birinci sayılarının önsözleri için de yaptık. Onların içerik yazılarını ise fotoğrafın kendisinden okunacak şekilde bıraktık. Sizlere o günlerden bir soluk vermek istedik. Her üç isimdeki derginin önsözlerinin ardından o dergilerden seçmeler okuyacaksınız. Doğaldır ki, en çok yazıyı Sevgi Dünyası'nda bulacaksınız. Yazıları yerleştirirken tarih sırasına, okurken belki bir rutinliğe neden olabilir düşüncesiyle bilhassa önem vermedik.
Özellikle ilk zamanlarda yazarlarımızın bazıları birden fazla isim kullanmışlardı. Dört ayrı müstear isim kullanan bile olmuştu; çünkü spritüel bilgileri bilip herkesin anlayacağı bir şekilde iki üç sayfalık bir metin halinde açıklayabilecek kişiler çok az sayıda idi; Ruh ve Madde çıktığında ülkemizde tekti. O zamanlardan bu zamanlara, ruhsal konular, ruhsal şifalar televizyonlarda tartışılır, ispat gösterileri yapılır oldu. Üç dergimizin de fotoğraflarını yayımladığımız ilk sayı kapaklarında şimdi bize bu yolu açan kişilerin isimlerini görebileceksiniz. İnsana ait gerçekleri en zor şartlarda iletmeye çalışan bu insanları ve dergimize emek veren tüm kişileri sevgiyle saygıyla anıyoruz, Bizi Sevgisinden Vareden'in onlardan razı olmasını diliyoruz.
Aldığını vermek her insanın borcudur, bizler bunun bilincindeyiz ve şu zamanda yapabildiğimiz şey dergimizi yaşatabilmektir. Sizlerle birlikte belki küçük bir aileyiz, ancak şu var ki, varlığımız pek hissedilmiyor olsa bile yokluğumuz büyük boşluk yaratabilirdi. Bu bilinçle zamana uygun, onun şartlarına göre varlığımızı sürdürme çabasından vazgeçmeyeceğiz.
En Derin Sevgilerimizle
Özenç Kayserilioğlu